Dermobor Formülasyonu



Dermobor’un Yara İyileşmesindeki Aktivitesi

1.Fibroblast hücrelerinin canlılığına etkisi
2.Antioksidan enzim aktivitesine etkisi
3.Yara iyileşmesinde önemli genlerin anlatımına etkisi
4.In vivo koşullarda yara iyileşmesine etkisi


Diyabetik yara iyileşmesindeki etkisi

Bor türevlerinin etki ve aktiviteleri
1.Bor türevlerinin anti-inflamatuar rolü
2.Bor türevlerinin inflamasyon ile ilişkili gen anlatımına etkisi
3.Bor türevlerinin geniş spektrumlu antimikrobiyal aktivitesi
4.Bor bileşiklerinin fibroblast ve Keratinosit hücrelerinden sekresyonuna etkisi


Dermobor’un yanık yaralarına etkisi

1.7 ve 14 günde yanık yaralarında yapılan histopatolajik analiz sonuçları
• Referanslar
• Makaleler


Dermobor Formülasyonu

Dermobor, klorheksidin, sodium pentaborat pentahidrat (NaB), poloksomer F68 ve F127 içeren bir karbopol jel kompozisyonudur.

NaB yara iyileştirmede görev alan aktif bileşendir ve yara dokusunda mikrobiyal gelişmeyi klorheksidin ile beraber engeller.

Pluronik olarak bilinen poloksomerler, antimikrobiyal aktiviteyi artırması yanında hücreye girişi, membrandan transpotu ve hücre çoğalmasını indükleyerek yara iyileştirici özelliği de artırmaktadır. Pluronik blok kopolimerleri sıcaklık ve konsantrasyona bağımlı olarak misel oluşturabildikleri için, hedef hücre zarı ve yüzey proteinleri ile etkileşime girerek misel merkezinde taşınan ilaç moleküllerinin aktivitesini ve taşınmasını artırırlar (Batrakova ve Kabanov, 2008).


Dermobor’un Yara İyileşmesindeki Aktivitesi



1. Fibroblast hücrelerinin canlılığına etkisi

Yara dokusunun Dermobor (jel) uygulaması sonrası histopatolojik incelemesi diğer gruplarla kıyaslandığında, fibroblastlarda anlamlı düzeyde çoğalma ve yara alanında belirgin kolajenizasyon gözlemlenmiştir.

Çalışma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde bor ve pluroniklerin birleştirilmesi fibroblast göçü, antioksidan enzim aktivitesi, büyüme faktörlerinin üretilmesi ve yara iyileşmesini artırmaktadır.

Dermobor’un Yara İyileşmesindeki Aktivitesi



2. Antioksidan Enzim Aktivitesini Arttırır

Dermobor yara iyileşmesine yardım eden antioksidan enzim aktivitesini artırır. Sonuçlar hem borun (NaB) hemde Dermoborun SOD (süperoksit dismutaz) aktivitesini kontrol grubuna kıyasla artırdığı doğrulamıştır.



3.  Dermobor Yara İyileşmesi için Önemli Olan Genlerin Anlatımını Arttırır

Dermobor fibroblastlardaki önemli genlerin anlatım düzeylerini artırmıştır. VEGF, TNF-α, ve TGF-β mRNA seviyeleri jel ile muamele edilmiş hücrelerde anlamlı düzeyde artmıştır.


Dermobor’un Yara İyileşmesindeki Aktivitesi



Dermobor yara iyileşmesinin inflamasyon, anjiyogenez, hücre çoğalması, ekstrasellülar matriks oluşumu ve fibroblast göçü gibi yara iyileşmesinin tüm safhalarını etkileyen TGF-β anlatım düzeyini, Dermobor proinflamasyon ile ilişkili olan TNF-α düzeyini ve Dermobor anjiyogenez için önemli olan VEGF anlatımını artırır.

4. Dermobor in vivo Koşullarda Yara İyileşmesini Artırır

In vivo koşullarda yara üzerinde yapılan çalışmalarda, 7 gün sonunda dermobor uygulanan yaradaki iyileşme oranı %82,46 olarak ölçüldü. Uygulama yapılmamış yaradan %30, hidrojel uygulanan yaradan ise %12 daha iyi iyileşme görülmüştür.

Dermobor’un Bileşenlerinin (BA veNaB) Diyabetik Yara İyileşmesindeki Aktivitesi

Dermoborun aktif bileşeni olan bor türevinin diyabetik yara iyileşmesi üzerindeki aktivitesini in vitro ve in vivo olarak araştırılmıştır. Bu çalışma ile Bor türevlerinin farklı primer hücre kültürleri ve hücre hatları üzerinde in vitro koşullarda anti-mikrobiyal aktivitesi, büyüme faktörü ve sitokin profili, çoğalma, göç ve anjiyonenez etkileri, Bor türevlerinin streptozotosin ile iyileşmeyen diyabet yaralarının iyileşmesi üzerindeki etkileri makroskobik ve histolojik olarak gözlemlendi.



Çalışmada tek katman deri yara modeli oluşturulmuş ve formülasyon topical olarak her gün bir kez 7 gün boyunca uygulanmıştır. Çalışma sonucunda Dermobor’un aktif bileşeni olduğu için, bor türevlerinin yara iyileşmesi üzerindeki aktivitesi belirlendi. Bor uygulaması deri hücrelerinin çoğalmasını, göçünü ve ektrasellülar matriks gen anlatımını (fibronectin ve laminin) fibroblast ve keratinositlerde artırmıştır.


Bor türevlerinin etki ve aktiviteleri 1.Bor türevlerinin anti-inflamatuar rolü

Dermoborun aktif bileşeni olan NaB’nin antiinflamatuar rolü başka bir bor türevi olan Borik asit ile kıyaslanarak değerlendirildi.
NO inflamasyonun bir belirteci olarak incelendi. Sonuçlara göre 15 ve 20µg/ml of BA ve NaB gruplarındaki nitrik oksit (NO) konsantrasyonları kontrol grubundan farklı değildir.

200µg/ml bor içeren besiyerindeki NO konsantrasyonu ise istatistik olarak diğer gruplardan azdır ve bu durum yüksek bor konsantrasyonlarının anti-inflamatuar rolü olabileceğini göstermiştir.

Bor türevlerinin etki ve aktiviteleri
2. Bor türevlerinin inflamasyon ile ilişkili gen anlatımına etkisi Bor türevleri, inflamasyon ile ilişkili gen anlatımını azaltır. Bor türevlerinin tüm konsantrasyonları nitrik oksit sentaz (iNOS) ve siklooksigenaz (COX-2) genlerinin anlatımını azaltmıştır. BA ve NaB tüm dozlarda iNOS ve COX-2 genlerinin düzeyini azaltmıştır.

 


Bor türevlerinin etki ve aktiviteleri



3.  Bor türevlerinin geniş spektrumlu antimikrobiyal aktivitesi

Araştırmalarımızda test edilen iki farklı bor bileşiğinin (BA ve NaB) mikroorganizmalara (bakteri, maya ve küf) karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği saptanmıştır. NaB’nin MIC değeri bakteriler için 1.875–7.5 mg/ml aralığında, Candida albicans ve Aspergillus niger için 0.469 mg/ml olarak belirlenmiştir. Benzer şekilde BA’nın MIC değeri bakteriler için 7.5 mg/ml, Candida albicans için 0.937 mg/ml ve Aspergillus niger için 1.875 mg/ml olarak saptanmıştır.

NaB Staphylococcus aureus, Klebsiella pneumoniae, C. albicans, ve A. niger’e karşı BA ile kıyaslandığında daha geniş kapsamlı bir antimikrobiyal aktivite göstermiştir.

Bor türevlerinin etki ve aktiviteleri



4.  Bor bileşiklerinin fibroblast ve Keratinosit hücrelerinden sekresyonuna etkisi

BA ve NaB uygulamalarının (100 µ g/ml = optimize edilmiş konsantrasyon) insan fibroblast ve insan keratinosit hücrelerinden protein sekrasyonu kontrol uygulaması ile kıyaslamalı olarak belirlenmiştir.


Dermobor’un Yanık Yaralarına Etkisi



İkinci derece yanık histopatolojik ve makroskobik olarak doğrulandıktan sonra Dermobor uygulaması yapıldı ve sonuçlar hematoxylin–eosin ve Masson’s trichrome boyaması ile analiz edildi.
7 ve 14. Günde Yanık Yaralarında Yapılan Histopatolojik Analiz Sonuçları

Dermobor’un Yanık Yaralarına Etkisi



Yanık yarasının akut bir karakteristiği olan ödem en fazla pluronik uygulaması yapılan gruplarda görülmüştür. Ödem gümüş içeren ürün (pozitif kontrol ilacı) grubunda en az düzeydedir. Yanık yara dokusuna PNL ve MNL geçişi pluonik gruplarında PNL geçişinin, MNL geçişinin ise sadece– pluronik jel-, ve gümüş içeren ürün - gruplarında olduğu görülmüştür Bu inflamasyon epitelizasyonla beraber sitokin salgılanmasını düzenlemektedir. Epitel rejenerasyonu yara iyileşmesinde önemli bir basamaktır, keratinosit göçünü de kapsamaktadır ve Dermobor ile gümüş içeren ürün gruplarında artmış şekilde gözlemlenmiştir. Keratinosit göçü dışında fibroblastlarda yara iyileşme alanında bulunmalıdır. Dermobor ve gümüş içeren ürün  uygulaması yara iyileşmesinin bir belirteci olarak fibroblastik aktiviteyi artırmıştır.

Dermobor uygulaması immunohistokimya analizleri ile uyumlu şekilde dermal kolajenizasyonu artırmıştır. Benzer sonuçlar Dermobor uygulaması yapılan yaralarda anjiyogenez içinde gözlemlenmiştir. Damar benzeri oluşumlar NaB ile muamele edilen yaralarda az görülürken, Dermobor uygulaması yapılan grupta fazla miktarda gözlemlenmiştir. Bu durum Dermobor uygulamasının damarlaşmayı artırarak yara iyileşmesini artırdığını ve pluronik kombinasyonun pozitif etkisini göstermektedir.

Sonuç: Bu çalışma bor içeren hidrojelin yanık yara iyileşmesini artırabileceğini göstermiştir.
Formülasyon yanık yara iyileşmesini hücre göçü, büyüme faktörü sekresyonu, inflamasyon ve damar oluşumunun dahil olduğu kompleks mekanizmaları kullanarak artırır.

REFERANSLAR



Batrakova, E.V. and Kabanov, A.V. (2008).
Pluronic block copolymers: evolution of drug delivery concept from inert nanocarriers to biological response modifiers. Journal of Controlled Release 130, 98-106.

Becker, W.K., Cioffi, W.G., McManus, A.T., Kim, S.H., McManus W.F., Mason, A.D. and Pruitt, B.A. (1991).
Fungal burn wound infection: a 10-year exprience. Archives of Surgery 126, 44-48.

Guo, S.A. and DiPietro, L.A. (2010).
Factors affecting wound healing. Journal of dental research 89, 219-229.

Horn S.D., Fife C.E., Smout, R.J., Barrett, R.S. and Thomson, B. (2013).
Development of a wound healing index for patients with chronic wounds. Wound Repair and Regeneration 21, 823-832.

Landis, S.J. (2008).
Chronic wound infection and antimicrobial use. Advances in skin & wound care 21, 531-540.

Li, J., Chen, J. and Kirsner, R. (2007).
Pathophysiology of acure wound healing. Clinics in dermatology 25, 9-18.

Lotze, M.T. and Thomson, A.W. (2009).
Natural hiller cells: basic science and clinical application. (Academic Press).

Murray, C.K., Loo, F.L., Hospenthal, D.R., Cancio, L.C., Jones, J.A., Kim, S.H., Holcomb, J.B., Wade, C.E. and Wolf, S.E. (2008).
Incidence of systemic fungal infection and related mortality following severe burns. Burns 34, 1108-1112.

Patrick, D. (2013).
Wound prevalence and wound management . 2012-2020. Retrieved from the website of http://blog.mediligence.com/2013/01/29/wound-prevalence-and-wound-management-2012-2020/. Payne, C.E.R., Bladin, C., Colchester, A.F., Bland, J., Lapwort, R. and Lane D. (1992). Arygria from excessive use of topical silver sulphadiazine. The Lancet 340, 126.

Singer, A.J. and Dagum, A.B. (2008).
Current management of acute cutaneous wounds. New England Journal of Medicine 359, 1037-1046.

MAKALE



Biogical Trace Element Research adlı klinik çalışma scientıfic joumal dergisinde yayınlanmıştır.
Makaleyi okumak için tıklayınız.

 

E-Bülten
İndirimli ürünler ve fırsatlardan ilk önce siz haberdar olmak istermisiniz?